Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri artık siyasi kutuplaşmanın adalet duygusunun önüne geçmiş olmasıdır. Son yıllarda farklı siyasi partilere mensup belediyeler ve kamu yöneticileri hakkında ortaya atılan yolsuzluk, rüşvet, irtikap ve usulsüzlük iddiaları toplumun gündeminden düşmüyor.
Ancak dikkat çeken bir başka gerçek daha var. Birçok vatandaş ve partili, bu iddialara tarafsız bakmak yerine siyasi kimliği üzerinden değerlendirme yapıyor. Kendi partisine mensup bir isim hakkında iddia ortaya atıldığında sessiz kalınırken, rakip parti söz konusu olduğunda en sert tepkiler gösteriliyor.
Oysa ortada kaybolan veya usulsüz kullanıldığı iddia edilen para herhangi bir siyasi partinin parası değil, milletin parasıdır. Belediyelerin kasasındaki para da, devlet kurumlarının bütçesindeki para da vatandaşın ödediği vergilerden oluşmaktadır.
Bu nedenle yolsuzluk iddialarına yaklaşırken “Benim partim”, “Senin partin”, “Benim başkanım”, “Senin başkanın” anlayışıyla hareket etmek, aslında halkın hakkını savunmak yerine siyasi aidiyetleri korumak anlamına geliyor.
Bir belediye başkanı, bürokrat veya siyasetçi hangi partiden olursa olsun; eğer halkın parasına zarar verdiği, rüşvet aldığı veya kamu kaynaklarını kötüye kullandığı yargı kararıyla ortaya çıkarsa gereken cezayı almalıdır. Aynı şekilde ortaya atılan iddialar da hukuk devleti ilkesi çerçevesinde bağımsız yargı tarafından araştırılmalıdır.
Toplumun büyük bölümünde ise farklı bir anlayışın hakim olduğu görülüyor. Bazı partililer kendi siyasi görüşlerine yakın isimler hakkındaki iddiaları görmezden gelirken, rakipleri hakkındaki iddiaları büyütüyor. Bu durum hem adalet duygusuna zarar veriyor hem de yolsuzlukla mücadeleyi zayıflatıyor.
Uzmanlara göre yolsuzlukla mücadelenin başarılı olabilmesi için vatandaşların siyasi kimliklerini bir kenara bırakarak kamu kaynaklarını koruma konusunda ortak tavır göstermesi gerekiyor. Çünkü çalındığı iddia edilen para bir partinin değil, doğrudan halkın ve devletin parasıdır.
Demokrasilerde hesap sorulması gereken şey siyasi görüşler değil, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığıdır. Vatandaşın görevi de parti ayrımı yapmadan şeffaflık, hesap verebilirlik ve adalet talep etmektir.
Bugün bir partinin yöneticisine sessiz kalanlar, yarın başka bir partide yaşanan benzer olaylara tepki gösterdiğinde inandırıcılığını kaybediyor. Adalet ve hukuk herkes için eşit uygulanmadığı sürece toplumdaki güven duygusu da zedeleniyor.
Sonuç olarak; halkın parasını kim çalmışsa, hangi partiden olursa olsun hesap vermelidir. Çünkü hırsızlığın, yolsuzluğun ve rüşvetin siyasi partisi olmaz. Kamu malı kutsaldır ve onu korumak da tüm vatandaşların ortak sorumluluğudur.
GÜNDEM
30 Mayıs 2026GÜNDEM
30 Mayıs 2026MAGAZİN
30 Mayıs 2026FOTO GALERİ
30 Mayıs 2026GÜNDEM
30 Mayıs 2026GENEL
30 Mayıs 2026GÜNDEM
30 Mayıs 2026
1
**ALANYA L TİPİ AÇIK CEZAEVİNDE BÜYÜK İHMAL İDDİASI!
985 kez okundu
2
“Bıyıklarımı Gök Türklerden, Uzun Saçlarımı Oğuzlardan Aldım”
721 kez okundu
3
“ALTIN MEŞALE YILIN EĞİTİM YÖNETİCİSİ ÖDÜLÜ” İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ YUSUF YILMAZ’A VERİLDİ
715 kez okundu
4
EMEKLİLER NE HALDE, NELER YAPILMALI?
671 kez okundu
5
DEMİRTAŞ DOLMUŞLARI İÇİN KRİTİK KARAR: İSTİNAF MAHKEMESİ YÜRÜTMEYİ DURDURDU! ALANYA HALK OTOBÜSLERİ İLE GERİLİM TIRMANIYOR
667 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.