02 Haziran 2026 Salı
AVANOS SUITES: KAPADOKYA’NIN TAŞA İŞLENMİŞ ZARAFETİ
Kapadokya’nın büyüleyici atmosferinde yükselen Avanos Suites, görkemli taş mimarisi, ferah yaşam alanları ve eşsiz konumuyla bölgenin en çok tercih edilen butik otelleri arasında yer alıyor.
Yılların izlerini taşıyan özel taş işçiliğiyle inşa edilen Avanos Suites, geleneksel Kapadokya mimarisini modern konforla buluşturuyor. Tarihi dokunun korunduğu otel, misafirlerine adeta zamanda yolculuk hissi yaşatırken, sunduğu kaliteli hizmet anlayışıyla da fark yaratıyor.
Göz alıcı taş duvarları, estetik mimari detayları, geniş terasları ve huzur veren atmosferiyle Avanos Suites, hem yerli hem de yabancı turistlerin ilk tercihleri arasında bulunuyor. Özellikle bölgenin doğal güzelliklerini keşfetmek isteyen misafirler için merkezi konumu büyük avantaj sağlıyor.
Geniş ve ferah odaları, özenle hazırlanmış dekorasyonu ve sıcak misafirperverliğiyle dikkat çeken otel, konuklarına ev konforunda bir konaklama deneyimi sunuyor. Sabahın ilk ışıklarından gece manzarasına kadar Kapadokya’nın eşsiz güzelliklerini izleme fırsatı sunan Avanos Suites, unutulmaz tatillerin vazgeçilmez adresi haline geliyor.
Kapadokya’nın tarihi ruhunu yaşamak, taş mimarinin büyüsünü hissetmek ve kaliteli bir konaklama deneyimi yaşamak isteyenler için Avanos Suites, zarafet ve konforun buluştuğu özel bir yaşam alanı sunuyor.
Avanos Suites; görkemi, tarihi taş yapısı, huzurlu atmosferi ve misafir memnuniyetine verdiği önemle Kapadokya turizminin parlayan yıldızlarından biri olmaya devam ediyor.
Haber:YİĞİT EYHAN
Afyonkarahisar’ın Sandıklı İlçesi menteş köyü sınırları içerisinde kalan Akdağ Tokalı Kanyonu yeni keşfedildi, doğa sevenlerin akınına uğramaya başladı.
Afyonkarahisar’ın Sandıklı İlçesi Menteş Köyü sınırları içerisinde kalan Akdağ Tabiat parki yeni keşfedildi, doğa sevenlerin akınına uğramaya başladı.
Serin suları, eşsiz doğal güzelliğiyle 26 kilometre uzunluğundaki kanyonu ziyaret edenler içinden geçen derede yürüyebiliyor. Tokalı Kanyonu’nun gizli bir cennet olduğunu belirten turizmci Hüseyin Albayrak, kanyonun mutlaka turizme kazandırılması gerektiğini, zira Tokalı Kanyonu’nun Fethiye Saklıkent Kanyonu’ndan daha güzel ve büyüleyici olduğunu söyledi.
Albayrak, “Doğayı ve doğal yaşamı sevenler mutlaka Tokalı kanyonunu görmeli. Kanyonun içinden geçen derede balıklar yaşıyor. çesitli kuş türleri yaşiyor” dedi.
KOCAYAYLA VE YILKI ATLARI
Menteşin çıkışında meşe ağaçlarıyla birlikte orman başlıyor. . 13 km.lik orman yoluyla 1600 m. yükseklikteki Kocayayla’ya ulaşılıyor. Kocayayla, Karadeniz’in yaylalarını aratmayacak güzellikte. Kocayayla’daki düzlükte göze ilk çarpan Yılkı atları oluyor.Bölgenin günü birlik tur programına alınması için Menteş kocayayla arasının parke yolunun tamamlanması beklenmektedir.
Bir zamanlar yöre halkının yaşlanan ve hizmetini tamamlayan ve dağa salınan atlar birbirleri ile çiftleşerek üremişler ve yabanileşmişler. Yılkı atları, 10-12 attan oluşan öğrekler (gruplar) halinde dolaşıyorlar. Her öğreğin bir lider atı var. Kocayayla’da yüzlerce Yılkı atı yaşıyor. Öğrekler halinde yaşıyorlar çünkü kışın zor şartlarında kendilerine saldırmak isteyen kurtlarla bu şekilde mücadele ediyorlar. Kışın yiyecek bulmak zor. Karın boyu metrelerce olabiliyor. Onlar burunlarıyla karı delerek altındaki ota ulaşıyorlar. Onların sığınakları çam ağaçlarından oluşan orman. Kışın kar yağdığında ağaçların altına sığınarak yaşamlarını sürdürüyorlar.
Kocayayla’daki yılkı atlarına 50 metre bile yaklaşmak mümkün değil. Biraz yaklaşmaya çalışıldığı zaman ürküyor ve gruplar halinde dört nala koşuyorlar. Ancak yılkı atları uzaktan seyredilebiliyorlar. Onları, Sorkun’dan yakalamak isteyenler olmuş ama nafile. Onlar özgür kalmaktan ve vahşi yaşamdan uzaklaşmaktan ödün vermiyorlar. Bu arada da halk arasında yılkı atları üzerine pek çok hikaye söylene gelmiş.
Kocayayla’da köylülerin yaz aylarında bıraktıkları sığır sürüleri, orman içinde gruplar halinde dolaşan geyik sürüleri göze çarpan canlılardan. Akdağ ve Kocayayla civarında çoğunluğu çam ağaçları, meşe, ardıç, orman kavağı, alıç, kızılcık, ceviz, kuşburnu gibi ağaçlar yer almaktadır. Yaban hayatı olarak geyik, yılkı atları, yaban domuzu, kurt, tilki, sansar, porsuk, sincap, tavşan gibi hayvanların yanında kartal, şahin, keklik gibi kuşlar da bulunmaktadır. Kocayayla civarında bol miktarda bulunan su kaynakları ve yemyeşil çimenler gözaşıcı güzelliktedir.
AKDAĞ MİLLİ PARKI TURİZME AÇILACAK
Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu derin, darboğaza kanyon deniyor. Akdağ kanyonu bütün olarak 20 km.lik alana uzanıyor. 1600 m. rakımlı kanyon Çivril’in Gümüşsu (Homa) beldesinin 900 m. Rakımlı yerleşiminde sona ermektedir. Kanyonun 1200 metre uzunluğundaki kısmı bıçakla kesilmişçesine yüksekliği yer yer 200 m.yi bulan kaya kütlelerinden oluşuyor. En geniş yeri 4 metre en dar yeri ise 1,5 metre aralıktaki bu kayaların arasından akan derenin oluşturduğu Akdağ kanyonu ancak 7-8 saatte geçilebiliyor.
Akdağ’ın Sandıklı-menteş sınırında yer alan Göletinden kanyona Kocayayla’dan giriliyor ve Gümüşsu beldesinden çıkılıyor. Yöre halkı kanyonu “geçilemez” bildiği için geçmeye pek yanaşmamışlar. Onlara göre buradan hayvan bile geçemez. Tabii durum böyle olunca halk arasında şu rivayet söylenir olmuş. “Kanyonun en dar ve geçit vermez yerinde altın tokalı bir kapının ardında Romalılar döneminde altın saklanıyormuş. Altının miktarı kimine göre 30, kimine göre ise 40 ton. Ama tepeden otomobil büyüklüğünde bir kaya düşüp, alın tokalı kapıyı kapatmış. Kimse kanyona giremediği için definenin varlığı ya da yokluğu konusunda kimse bir şey söyleyemezken, altının miktarı her geçen gün artıyormuş.” İşte geçilemez bilinen bu kanyon 7 Kasım 1993’de 10 kişilik bir ekip tarafından ilk kez geçilmiş. Ondan sonra ise Turizm Bakanlığı yetkilileri kanyondan geçirilmişler ve kanyonun turizme açılması gündeme gelmiş.
Bu iki derenin birleştiği noktadan itibaren kanyon başlamak üzere. Bir vadide ilerleyen dere takip edilerek keyifli bir yürüyüşle kanyonun girişine ulaşılıyor. Kanyon girişine yaklaştıkça sarplaşan kayalar ve kartal yuvaları insanları bir bambaşka aleme götürüyor. Göbet adı verilen ve küçük bir gölcükten itibaren kayalar arasındaki dere yatağının en geniş yeri 4 metre civarında. Buna karşılık yan taraflarda bıçakla kesilmiş gibi yükselen 200 metreyi bulan yükseltileri manzaranın vahşiliğini anlatmak için yeterli. Bu bölgeden itibaren güneşi görmek derenin çizdiği mendereslere bağlı. Kanyonun kimi yerinde yürünür kimi yerinde tırmanılır. Bazen de 1,5 metreyi geçen serin sulardan yüzülerek geçilir. Kanyonun 1,5 metre genişliğindeki en dar yerinde gökyüzü görülmez olur. Çünkü 25 metre yükseklikte büyük bir kaya kütlesi yukarıdan düşerek kanyon arasına sıkışıp kalmıştır. En zor iş ise 25 metre yükseklikte yer alan bu kayanın altından yüzerek geçmektir. Bu dar geçitten sonra kayaların yükselişi yavaş yavaş azalır ve sonunda geniş vadilere dönüşerek menteş akdagindan gümüssü ovasına ulaşılır. Dere yatağından yamaçlara tırmanıldığında ise Işıklı Gölü ve Gümüşsu kasabası görülür. Ve kanyon çıkışından sonra 2 saatlik bir yürüyüşle Gümüşsu’ya varılıyor.
AKDAĞ’IN TARİHİ YAPISI:
Akdağ, Romalılar döneminde yerleşim birimi olarak kullanılmıştır. Karakaya’da temel kalıntıları, lahit şeklindeki mezarlar ve buralardan çıkarılan paralar, Saraç’ta sur kalıntısı, Küfü’de kuyu, seren, zincir ve kova resmi olan taş anıt Roma döneminden izler taşımaktadır. Ayrıca bu gizemli bölgedeki yel ve su değirmenleri sizleri hayal alemine taşıyacaktır.

BAŞHEKİM İDARİ VE BAYRAM TATİLİ SÜRECİNİ DEĞERLENDİRDİ
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, 9 günlük idari ve bayram tatili süresince Acil Servis’te 12 bin 14 hastaya sağlık hizmeti verildiğini açıkladı.
Bayram tatilinde ilçe nüfusundaki artışın sağlık hizmetlerine de yansıdığını belirten Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, sürecin nöbetçi sağlık çalışanlarıyla koordineli bir şekilde yürütülerek yakından takip edildiğini ve gerekli bölümlere personel takviyesi yapıldığını ifade etti.
9 günlük tatil sürecini değerlendiren Başhekim Prof. Dr. Karakuş Yılmaz, “Tüm yataklı servislerimizde, Acil Servis, Doğumhane ve Ameliyathanemizde kesintisiz sağlık hizmeti sunmaya devam ettik. Yoğun çalışma temposu ve güçlü ekip anlayışı içerisinde görevlerini özveriyle yerine getiren sağlık çalışanlarımız sayesinde Acil Servisimizde 12 bin 14 hastaya hizmet verildi.
Bu süreçte yeni yatışı yapılan hasta sayımız 374 olurken, Anjiyo Ünitemizde 18 hastaya sağlık hizmeti sunuldu. Ayrıca 110 hastamızın ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. 79 hastamıza diyaliz hizmeti verilirken, hastanemizde 26 bebeğimiz dünyaya geldi. Anne ve babaların mutluluğuna, hayatın en özel mucizelerine tanıklık ettik.
Bayram süresince ayrıca 264 kişiye kesi sütürasyonu işlemi uygulandı. Bayram boyunca büyük fedakârlık ve özveriyle görev yapan tüm hekim arkadaşlarıma ve sağlık çalışanlarımıza şahsım ve vatandaşlarımız adına teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
EMEKLİ ÖĞRETMEN MAĞDUR, EMEKLİ HAKLARI GÜNCELLENMELİ
Emekli öğretmenler için adalet ve insanca yaşam standartı TALEP EDİYORUZ!
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen “Sosyal Devlet” ilkesi ve 60. maddesinde güvence altına alınan “Sosyal Güvenlik Hakkı” gereğince, emeklilerimizin yaşam standartlarını koruyacak düzenlemeler yapılmalıdır.
Uzman Öğretmenlik ve Başöğretmenlik Tazminatı emeklilikte de devam etmelidir.
Uzmanlık ve başöğretmenlik unvanları, mesleki kariyer ve kazanılmış hakların sonucudur. Kazanılmış haklar emeklilikle ortadan kaldırılamaz.
Çalışanlara verilen seyyanen artışlar emekli maaşlarına da yansıtılmalıdır.
Aynı kamu hizmetini yıllarca yerine getirmiş emeklilerin, ücret artışlarından dışlanması sosyal devlet ve sosyal adalet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Öğretmen emekli ikramiyeleri günümüz ekonomik koşullarına göre güncellenmeli ve artırılmalıdır.
Emekli ikramiyesi, öğretmenlerin yıllarca verdikleri emeğin karşılığıdır.
Yüksek enflasyon karşısında değerini kaybeden ikramiyelerin güncellenmesi bir lütuf değil, hakkın teslimidir.
Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesi gereğince çalışan-emekli ayrımcılığına son verilmelidir.
Öğretmenler; ülkenin geleceğini yetiştirmiş, nesiller inşa etmiş kamu görevlileridir.
Emeklilik dönemlerinde yoksullukla mücadele etmek zorunda bırakılmaları kabul edilemez.
Hakkımızı istiyoruz!
Sosyal adalet istiyoruz!
Emeklilikte insanca yaşam istiyoruz!
Eğitime değer veren bir ülke, öğretmenine ve emekli öğretmenine hak ettiği değeri vermek zorundadır.
Kadriye Demirel Anadolu Eğitim Sen Antalya İl Temsilcisi
Haber:YİĞİT EYHAN
Kurban Bayramı tatilinin sona ermesiyle birlikte, turizm sezonunun en dip noktalarından birini yaşayan Alanya’da tatilci hareketliliği yerini sessizliğe bıraktı. Bayram süresince hareketli günler geçiren bölgede, tatilin bitişiyle beraber otellerdeki doluluk oranlarının düşmesi ve sokakların boşalması, yerel esnafı ve turizm çalışanlarını düşündürüyor.
Bayram tatilini fırsat bilen yerli turist akınıyla kısa süreli bir canlılık yaşayan turizm sektörü temsilcileri, sezonun genel seyrinden memnun değil. Özellikle artan maliyetler ve fiyat politikaları nedeniyle turistin harcama yapmaktan kaçındığını belirten esnaflar, “Bayramda hareketlilik oldu ancak bu sürdürülebilir bir durum değil. Bayram bitince tekrar eski sessizliğimize döndük. Alanya turizmi şu an ciddi bir dar boğazda,” ifadelerini kullanıyor.
Sadece esnaf değil, sezonluk olarak çalışan turizm emekçileri de sektördeki durgunluktan etkileniyor. Rezervasyonların beklenenin altında kalması ve sezonun kısalması, çalışanların iş garantisi ve gelir beklentileri üzerinde baskı yaratıyor.
Sektör paydaşları, içinde bulunulan durumu şu başlıklarla özetliyor:
Alanya turizminde yaşanan bu durgunluk, gözleri sezonun geri kalanına çevirmiş durumda. Turizmciler, sezonu kurtarmak ve kayıpları minimize etmek için yeni stratejiler geliştirilmesi gerektiğini savunurken, yerel yönetimlerden ve merkezi hükümetten sektörün üzerindeki yükü hafifletecek adımlar bekliyor.
Bayram tatili sonrası gelen bu ani durgunluk, Alanya’nın turizm vizyonunun ve fiyatlandırma politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiği tartışmalarını da yeniden alevlendirmiş görünüyor.