BİZE ÖĞRETMENİYLE BARIŞIK SİYASETÇİ VE YETKİLİ LAZIM
BİZE ÖĞRETMENİYLE BARIŞIK SİYASETÇİ VE YETKİLİ LAZIM
Okul baskınları sonrası sendikalar ve öğretmenler güvenlik sorununa dikkat çekmek için iş bırakma eylemi yaptılar ancak ne talihsiz ki kimi siyasetçiler “Aklınız başınıza alın” gibi söylemlerle öğretmenlere yüklenirken kimi yetkililer de iş bırakma eyleminin kamu vicdanını sızlattığını dillendirerek, öğretmeni sorguladı. Bunu gören kimi kendini bilmezler de öğretmenlere karşı saygısızlaştı, tehdit ve hakaretlere başvurdu…
Bu tablo karşısında öncelikle sormak istiyorum.
Hangi siyasetçi polis korumasız alana çıkıyor?
Okul baskını sonrası Sayın İç İşleri Bakanı güvenliği sağlamak için hangi okulumuzdaymış, gittiyse de polisler eşliğinde mi gitmiş yoksa öğretmenler gibi tek başına mı gitmiş?
Sayın İç İşleri Bakan Yardımcısı, Ayla Öğretmenin ruhu lazım demiş, yani ölün demiş öğretmenlere...
Sayın Bakan Yardımcısı, korumasız sokağa çıkıyor musunuz?
Korumalarla alanlara çıkanların, öğretmenlerden ölüme atlamalarını beklemek ne kadar adil?
Sayın İçleri Bakan Yardımcısı öğretmenler iş bırakma eylemi yaptı, diye üzülmüş ve mahçup olmuş.
Mahçup olmayın Sayın Bakan Yardımcısı, tam tersine öğretmenler iş bırakma eylemi yaparak okullardaki güvenlik sorununu kamuoyunun gündemime taşıdılar, bu duyarlılıklarından dolayı öğretmenlerle gurur duyun.
Çünkü öğretmenler öğrencilerini seviyor ve korumak için eylem yaptılar, tedbir istediler yetkililerden.
Ayrıca Sayın İç İşleri Bakan Yardımcısı polisle öğretmeni kıyaslarken, keşke polisle öğretmenin görev tanımının aynı olmadığını hesaba katsaydı.
Öğretmenlerin işinin eğitim ve öğretim olduğunu, İç İşleri Bakanlığının ve polislerin işinin de halkın güvenliğini sağlamak olduğunu bir öğretmen olarak söyleme ihtiyacı duyuyorum her nedense...
Bir toplum yöneticileri başta olmak üzere öğretmenleri ile çatışıyor, öğretmeni hedefe koyuyorsa, o toplum intihar ediyordur.
Nitekim Şanlıurfa ve Kahramanmaraş okul baskınları bunun en somut örneğidir.
İtibarsızlaştırılan, öğrencilerin karşısında etkisiz ve yetkisiz bırakılan bir eğitim ordusu yaratıldı. Otoritesiz bırakılan okullar, baskınlarla anılmaya başlandı.
Ne yazık ki yanlış eğitim politikalarının günah keçisi olaraköğretmenler hedefe konuyor, sorumluluk öğretmenlere ihale ediliyor.
Yetkililerimiz; ileri geri sözlerle öğretmeni itibarsızlaştırıp, hedef gösterenlere karşı öğretmenleri koruyup, o kişiler hakkında yasal işlem yapmaları gerekirken ne yazık ki bu öğretmen düşmanlarını cesaretlendirici tutumlar içine giriyorlar.
Herkes bilmelidir ki eğitim ordusu itibarsızlaştırılarak vehedef gösterilerek yara aldıkça, toplum çürür ve ölür.
Bu yüzden toplumun ve devletin bekasını düşünenler öğretmenlere söz söylerken, hassasiyet göstermelidir.
Yıllardır sendikalar ve öğretmenler olarak okullarda yaşanan şiddeti anlatıyoruz.
Öğretmenler sözlü ve fiziki şiddete uğradı, dövüldü, öldürüldü duymak ve görmek istemediniz.
Duyulmayan, görülmeyen, cezası olmayan her suç teşvik edicidir. Ve sonunda okul baskınları başladı öğretmenlerle beraber öğrenciler de öldürüldü.
Artık öğretmenler dayanamadı bu görmezliğe ve duymazlığa ve tüm yurtta tüm sendikalar iş bırakma eylemi kararı aldı.
Öğretmenler işe gitmemek için değil, korktukları için değil siz yetkililere okullardaki şiddeti duyurmak için iş bıraktılar, öğrencilerini korumak için iş bıraktılar.
Öğretmenler show yapmak için değil, kendi güvenliklerini sağlamak için korumayla gezen bakanlara, okulların da korunması gerektiğini göstermek için iş bıraktılar...
Keşke zamanında öğretmenlere yönelik şiddetleri görseydiniz ve duysaydınız ve tedbir alsaydınız da sıra öğrencilere gelmeseydi Sayın İç İşleri Bakan Yardımcısı.
Keşke okul baskınları olmasaydı, çocuklar ölmeseydi ve öğretmenler iş bırakma eylemi yapmak zorunda kalmasaydı…
Keşke, öğretmenlere kulak verilseydi, güvenlik önlemleri alınsaydı o zaman Ayla Öğretmen ölüme gitmek zorunda kalmazdı.
Bize nasıl bir ruh lazım biliyor musunuz ey siyasetçiler, ey bakanlar, ey toplum…
Bize Fatih Sultan Mehmet ruhu lazım.
Fatih Sultan Mehmet Hocası Akşemseddin’i İstanbul’un manevi Fatih’i olarak görmüş ve birlikte at üzerinde İstanbul’a girer. Halkın kendisi yerine Hocası Akşemsidin’e çiçek vermeye çalışması üzerine “ Gidiniz, yine ona gidiniz. Sultan Mehmet benim ama O, benim hocamdır. Şehrin manevi fatihidir” diyerek hocasına hürmetini ifade eder dolayısıyla ilme ve hocaya verdiği değeri halka gösterİr.
İşte bize bu ruhtaki yöneticiler lazım…
Bize öğretmeni ile barışık siyasetçi ve yetkili lazım…
Kadriye Demirel
Anadolu Eğitim Sen Antalya İl Temsilcisi