“Senin Hırsızın, Benim Hırsızım” Anlayışıyla Nereye Kadar?

“Senin Hırsızın, Benim Hırsızım” Anlayışıyla Nereye Kadar? Toplum olarak yıllardır aynı kısır döngünün içinde dönüp duruyoruz. Bir yolsuzluk haberi çıkıyor, bir belediye başkanı ya da kamu görevlisi hakkında iddialar ortaya atılıyor. Tepki vermek yerine saf tutuyoruz. Eğer bizim siyasi görüşümüze yakınsa savunuyor, karşı taraftansa yerden yere vuruyoruz. Oysa ortada konuşulması gereken tek bir gerçek var: Çalınan para kimsenin babasının malı değil. Ne yazık ki “Senin hırsızın, benim hırsızım” anlayışı artık normalleşmiş durumda. Bir taraf “bizimkiler yapmaz” diyor, diğer taraf “onlar zaten hep yapıyor” diye karşılık veriyor. Ama kimse dönüp şunu açıkça söyleyemiyor: “Devletin, milletin malını çalanın Allah belasını versin.” Bu suskunluk ya da taraflı tepki, aslında en büyük zararı yine millete veriyor. Çünkü savunulan her yanlış, bir sonraki yolsuzluğun önünü açıyor. Hesap sorulmayan her kuruş, başka bir cebin daha boşaltılmasına neden oluyor. Unutulmamalı ki kamu kaynakları; sadece bugünün değil, yarının da hakkıdır. O para; işsiz gencin umudu, emeklinin alın teri, öğrencinin defteri, hastanın ilacı, yani bu ülkenin geleceğidir. En önemlisi de, henüz doğmamış, “tüyü bitmemiş yetimin” hakkıdır. Bir belediye başkanı ya da herhangi bir yönetici yolsuzluk yapıyorsa, onun partisi, ideolojisi ya da kimliği önemli değildir. Yanlış yanlıştır. Hırsızlık hırsızlıktır. Bunu savunmak ise suça ortak olmaktır. Toplum olarak artık şu soruyu kendimize sormamız gerekiyor: Biz gerçekten adalet mi istiyoruz, yoksa sadece bizim taraf kazansın mı? Eğer gerçekten adalet istiyorsak, önce kendi kapımızın önünü temizlemeyi öğrenmeliyiz. “Bizden olsun da çalarsa çalsın” anlayışıyla ne devlet güçlenir ne millet huzur bulur.
Gerçek değişim, taraf tutmadan doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebildiğimiz gün başlayacak. Çünkü bu ülke, kimsenin değil; hepimizin. Ve o kasadaki para da, birilerinin değil; milletin emaneti.kerim yaldız Alanyaozgur.com
Benzer Videolar